Yazı başlığını yazarken fark ettim. Çok kuralcıyım. Bu konuyu bir akşam i.k mesleğindeki arkadaşlar ile de konuşmuştuk. İnsan kaynakları  iki farklı kelime ise kısaltma yaparken İ.K. olarak büyük harf ve . ile bölüyorum. Doğru mu yapıyorum yorum sizde; (http://www.fundainkaya.com/ bu konuda dikkatlidir)

Konu bu değildi ama giriş başlık ile oldu. Sosyal ağ nedir?   ile başlıyorum. Facebook, linkedin,  instagram, twitter dediğimde zaten konuyu bildiniz.  Aşağıda sosyal ansiklopedimiz ve yasaklımız https://tr.wikipedia.org/wiki/Sosyal_ağ dan aldığım tanım mevcut. 

Sosyal ağlar, bireyleri internet üzerinde toplum yaşamı içinde kendilerini tanımlayarak yine insanlara internet iletişim metotları ile iletişime geçmek için ve aynı zamanda normal sosyal yaşamda yapılan çeşitli jestleri simgeleyen sembolik hareketleri göstererek insanların yarattığı sanal ortamdaki sosyal iletişim.

Türkiye’de sosyal medya kullanımı hakkında yapılan araştırmada ; (buradan araştırma yazısını okuyabilirsiniz)

48 milyon kişinin internete bağlandığı,

48 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı (Tekil medya değil, birkaç farklı sosyal ağ kullanılıyor)

71 milyon mobil kullanıcı

42 milyon mobilden sosyal medya kullanıcısı olduğu görülüyor

 

Hal böyle iken insan kaynakları bilimine gönül vermiş, çalışan, okuyan, üreten kişilerin de sosyal ağların kullanımından uzak olması beklenemez. Son yıllarda daha fazla olmak üzere tüm sosyal ağlarda olmaya takip etmeye, okumaya, yorum yapmaya, beğen tıklamaya çalışıyorum. En geç Twitter ile tanıştım, kendimi sınırlı karakterlere sokamadığımdan, bol bol düzgün Türkçe ile yazacağım yerleri tercih ediyorum. En kısa zamanda ise vlog denen video ile anlatmak istediklerimi anlatacağım bir youtube kanalı açma fikrindeyim. Sosyal ağları kullanırken yaşadıklarımı ise maddeledim.

 

  • Blog yazmaya başlamadan önce tüm ik bloggerlarını (abartmıyorum, Ceren Bandırmanın listesindeki) tek tek yazılarına bakma, okuma ve inceleme aşamasından geçtim. Bazı bloggerların yazılarına üyeyim anında gelen bildirim ile okuyorum sizi takipteyim.
  • Sosyal medya kullanımı, twitterda kimler var ? facebook üzerinden kimler ile iletişime geçebilirim ? diye inceledim.
  • İnsan Kaynakları ile ilgili gruplara üye oldum. Yazınızı grubumuzda paylaşın diyen de oldu.
  • Twitter takiplerim ve facebook arkadaşlıklarım geçen yıl, bir önceki yıllara göre % 70 artış gösterdi. (Facebook bildirimleri ile hesapladım ;))
  • Twitter üzerinden iş teklifi almak, mesaj ile “ yazınızı okudum “ diyerek gelen sorulara yanıt vermek benim için olağan dışı iletişim biçimiydi ve çok sevdim. Gururlandım, heveslendim daha çok inceledim.
  • İş aradığım dönemde ilana başvuracağım şirketin genel müdürüne linkedin üzerinden ulaştım, mesaj attım ve bu şekilde iş görüşmesine çağrılmayı sağladım.
  • Gittiğim bir görüşmede görüşmecinin “Blogunuzu okudum” demesi ne kadar anlamlı. İşte bu kelimeyi söyleyen görüşmeci hep aklımdasın şirketin ile birlikte.
  • Gidemediğim kongrelerin canlı bağlantılarını seyrederek keşke dedim (bu kez ben canlı yayın yapacağım 😉
  • İş başvurusunda bulunan adayların sosyal ağlardaki hesaplarına muhakkak bakılması gerektiğini, bu şekilde kişinin cv’de yazılmayan özel yaşantısı hakkında da bilgi edinerek, o kişinin örgüt kültürünüze ne kadar uyacağı hakkında fikir edinebileceğinizi yaşayarak gördüm.
  • Sosyal ağlarda ne paylaştığımın çok önemli olduğunu bilmeme ve şirket adı ile paylaşım yapmadığım halde, ilk kez bir işyerinde sosyal ağlarda takip edildiğimi gördüm. Yazdıklarımdan dolayı sorguya çekildim, “ şuradaki ifade olmamış şirketi anlatıyor, twitti silin” şeklinde sözleri duydum.
  • Twitter üzerinde blogger arkadaşım ile yaptığım sohbetteki ifadeleri bile silmem istendi.
  • Şirketin bir sosyal medya hesabı olmamasına rağmen ilk adımı atmaya çalıştım ama bu şekilde eleştiriler, twit özgürlüğüne baskılar sonucu şirkette çalıştığım süre boyunca twitter kullanmamaya özen gösterdim. Bu arada tanımadığım kişilerin takibini de engelledim biraz paranoya boyutuna varmaya başlayınca zaten kuş cıvıltılarını sevmeme rağmen twittera girmek dahi istemedim.

Geçen gün işe alımlarda sorular en ilginç sorular şeklinde bir makale okudum. Bir CEO Sosyal medya kullanmayan, facebook ve instagram, twitter gibi alanlarda yer almayan kişiyi işe almadığını belirtiyordu. Aynı fikirdeyim özellikle İ.K alanında olup seçme, yerleştirme aşamasında ve de en son olarak iş hukuku kısmında da sosyal medyanın gücünün çok fazla olduğunu, buradan kişiler hakkında fikir edinebildiğimizi ve de sosyal olmayan kişinin de iş hayatının sosyalliğinde kaybolacağını düşünmekteyim.

Yine çok yaşanmışlık az bilimsellik içeren bir yazı oldu. Ama ben böyleyim, amacım tecrübelerimi, yaşadıklarımı paylaşmak ve de belki yazıyı sonuna kadar okumaya istekli kişileri düşündürebilmek.

 

Sosyal olup, düşünebilmeniz dileği ile

Paylaşımların engellenmediği Twit özgürlüğüne….

27.10.2017