Ne çok anı biriktirmişim, neler de yaşamışım. Şiddetli yaşanmışlık,  (kelimenin tam anlamı ile şiddet) o zaman pek fark etmesek de ya da fark etmeye zaman kalmasa da yaşananlar işveren mobbingi idi.

Uzun yıllar çalıştım, çok uzun sayılmasa da altıncı yılda bıraktım. Bırakmak zorunda kalmıştım. Şu anda aklıma sizinle yaşanan anılar geliyor. Bir kaçını paylaşmak istiyorum:

  • Her öğlen yemeğine korku ile gidişim, şimdi ben yemeğe giderim ve de arkamdan gelir masama bakar mı? masam dağınık mı? Sekreter altlığında onun canını sıkacak veya yanlış bir sütunda not almış mıydım? Evet, yemekten dönerim ve de masa boş. Eşyalar toplanmış ve de odanıza taşınmış. Yıkıldığım andır. Akşama kadar sorgu sual maratonu başlayacak. Başlardı da o evrak neden bu not neden? Anlatırdım da inandıramazdım çünkü sizin gibi düşünememiştim.
  • Üretim çalışanlarının sorunlarını dinlemek için öğle tatilinde “dert dinleme saati “ yapmıştınız Aşağıya iner, istek, dilek ve şikayetleri not alırdım. Sonra rapor olarak iletirdim ya da amirler ile birlikte çözerdik.
  • Bir toplantıda amirime! “ bu kadın artık aşağıya inmeyecek ve sen sorumlusun” dediniz. Sizin öngörünüz sayesinde o günden beri beni hiç bırakmadı ve talimatına uygun olarak bana hep göz kulak olmaya devam etmektedir.
  • Bir gün boyunca sadece ve sadece dahili telefon listesi yaptırdınız, gittim odanıza geldim yerime dediklerinizi yaptım olmadı, beğenmediniz, yine yaptım, yine yaptım. Çünkü pes etmezdim, edemezdim, etmeyeceğimi de bilirdiniz.

İş yerinizde bir sistem vardı ve biz o sisteme tam anlamı ile uymak zorunda olan çalışanlardık. Çalıştığımız süreçte neyi neden yaptığımızı çok kavrayamadık ama o şirketten ayrılıp başka yerlerde de çalışma hayatını devam ettirdiğimizde, sizinle yaşadıklarımız bize acı ama gerçek bir ders olarak kaldı. Tornanızdan geçmiştik bir kez.  Hep yaşadıklarımızın kalıcı etkisi ile çalışma düzenimizi aynı sizin iş yerinizde imiş gibi devam ettirdik. Halen sekreter altlığı kullanmadığımı üzülerek belirtmeliyim çünkü hiç sevemedim. Ama yıllardır o şirkette bana zimmetlenen ve de işten ayrılırken bırakmaya gönlümün elvermediği uçlu kalemi kullanıyorum. Halen düzenli not alıyorum, masamın üzerindeki işleri önceliklerine göre sıralıyorum. Bir tablo yapmam gerekir ise, aynı kelimeleri birkaç kez tekrarlamıyorum, içeriği kadar bakan kişinin net bilgiyi görmesini sağlayacak şekilde kısa, öz, anlaşılır bilgi ile verilerimi özetliyorum.

Sizin iş yerinizde çalışmaktan büyük mutluluk ve onur duydum. Bunu ayrıldığımda ve de o gün daha net hissettim. O gün öncesi de çok şey yaşandı ve de siz hiç göremediniz. Haber alır almaz nasıl yıkıldığımı, üzüldüğümü, okul çıkışı sizi son bir kez olsun görebilmek adına hastaneye koşan bizleri eski ve yeni çalışanlarınızı. Ama her zaman yanınızda ve de son nefesinizde dahi sizinle olan “oğlum” dediklerinizi.

O gün doğum gününüz, Cuma akşamı ve Kadir Gecesiydi. Bazı anlar vardır anlamını ve de maneviyatını kimse çözemez. Sanırım öyle bir akşamdı ve siz aramızdan ayrıldınız. Biz, hepimiz, tüm eski ve yeni çalışanlarınız sevenleriniz, sevmeyenleriniz, size kızan ya da size gönülden bağlı olanlar, arkadaşlarınız, aileniz, tedarikçileriniz hepsi orada idi. Fabrika gece vardiyası çalışanları dahi iş çıkışı evlerine gitmedi sizi görmeye geldiler. Herkesin sizinle bir anısı, acı çikolata tadında olanından vardı. Yakamıza gülen yüzünüzü taktık. Hep lacivert takım elbise ile görmüştük, son gün beyaz spor bir kıyafet ile karşıladınız bizi.

Unutulmadınız, unutulmayacaksınız. Halen SİSTEMİN ilerlemesi ve de eserinizin korunmasını tüm varlığı ile sürdüren çalışanlarınız var. Eminin onları görüyor ve yaptıklarından halen gurur duymaya devam ediyorsunuzdur. Aslan parçaları emanetinizin bekçisidir.

Bu yazı (mektup) eski patronunun cenaze törenine katılan bir İK’nın tecrübesi olarak yazılmıştır.

Hatıranıza saygı ile,

Nisan 2018-2019